Tayinat Höyük'teki Kunulua Antik Kentinde Aslan Heykeli Bulundu

Toronto Üniversitesi başkanlığında Antakya doğusundaki Tayinat Höyük'teki Kunulua Antik Kentinde keşfedilen aslan heykeli (Lion Statue)

Biraz kızgın görünen -belki de bir vinçle yer üstüne çıkarıldığı için- bu 3000 yıllık taş aslan, arkeologlara Doğu Akdeniz'deki Demir Çağı (MÖ 1200-550) hakkında çok şey anlatıyor.


Antik dönemde Kunulua olarak bilinen ve Patina Krallığı'nın başkenti olan kentte bulunan yaklaşık 1,60 metre yüksekliğinde ve 2 ton ağırlığındaki devasa aslan, Yeni-Hitit (Geç Hitit) dönemine, yaklaşık MÖ 9.-8. yüzyıllara tarihleniyor ve MÖ 738'de Patina Hitit Krallığı'nın başkenti Kunulua kalesini koruyan anıtsal kapının yıkılmasıyla gömüldüğü düşünülüyor. Oturur durumdaki aslanın kulakları geriye doğru yatırılmış, pençeleri ileriye uzatılmış ve ağzı kükremekteymiş gibi açık şekilde tasvir edilmiş. Bu etkileyici duruş, heykelin yalnızca dekoratif değil, aynı zamanda koruyucu ve simgesel bir işleve sahip olduğunu düşündürüyor.




Tayinat Arkeoloji Projesi direktörü Timothy Harrison'a göre, aslan ve bulunduğu Hatay Reyhanlı'daki arkeolojik alan, MÖ ikinci binyılın sonunda büyük Bronz Çağı güçlerinin çöküşünün ardından Doğu Akdeniz'de ortaya çıkan küçük devletlerin karakteri ve kültürel gelişmişliği hakkında değerli yeni bilgiler sağlayacaktır. Bu Çağın Çöküşü'nün en gizemli unsurlarından biri, MÖ 1200'ler civarında Doğu Akdeniz'de ortaya çıkan ve Mısır kaynaklarında “Deniz Kavimleri” olarak anılan topluluklardır. Kim oldukları ve nereden geldikleri hâlâ kesin olarak bilinmemektedir. Kuraklık ve kıtlık, deniz kavimlerinin işgallerle ticaret ağlarını bozması, ekonomik ve siyasi krizler, savaşlar, göçler ve muhtemel doğal afetler birbirini tetikleyerek büyük krallıkları zayıflattı; Hitit İmparatorluğu, Miken(Yunan) ve Ugarit dünyası gibi merkezlerin çöküşünün ardından Doğu Akdeniz'in siyasi düzeni parçalandı ve bölgede Hatay'daki Patina gibi daha küçük Demir Çağı krallıkları ortaya çıktı.









Paylaş:

Seleucia Pieria Liman Kenti Portiko Ev ve Mozaik Kalıntıları

 

Buradaki Pentathlon Portikosu, Aşil Portikosu, Nehirler Portikosu gibi yapılar, antik kentin kamusal ve özel yaşamında önemli bir yere sahip sütunlu ve üstü örtülü galerilerdir. 

Portiko, bir yapının önünde veya çevresinde bulunan, sütun dizileriyle taşınan üstü örtülü geçiş veya galeri anlamına gelir. Pentathlon Portikosu ise adını, antik dünyada uzun atlama, cirit atma, disk atma, koşu ve güreşten oluşan beşli yarışma olan pentatlondan almaktadır. Günümüzde bu antik yapıların kalıntıları, Hatay’ın Samandağ ilçesinde, Mağaracık’ın üst kesimlerinde bulunmaktadır. Mozaiklerin bir kısmı Hatay Arkeoloji Müzesinde, geriye kalanlar ise ABD'nin birçok şehrindeki müzelere yayılmış durumda.

Burada ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ve mozaikler, Seleucia Pieria’nın Roma dönemindeki görkemli mimarisini ve sanatsal zenginliğini yansıtmaktadır..














Paylaş:

Antakya'da bulunan dünyanın en büyük mozaiği


2010 yılında Antakya'da otel inşaatı sırasında keşfedilen dünyanın en büyük antik mozaiği ve kazı alanındaki diğer önemli arkeolojik buluntular


Paylaş:

Üçağızlı Mağarası'nda Neandertal Fosili bulundu.

 


Üçağızlı Mağarası'nda Neandertal Fosili bulundu.

Paylaş:

Kel Dağı Tarihi ve Efsanesi

 


Kel Dağı Tarihi ve Efsanesi

Paylaş:

Kayıp Metropol: Antakya

 


Kayıp Metropol: Antakya

Bir zamanlar Roma İmparatorluğu’nun doğudaki en büyük şehirlerinden biri olan Antakya / Ἀντιόχεια … Mermer sütunlarla çevrili caddeleri, dev hipodromu, görkemli hamamları ve Asi Nehri boyunca uzanan yaşamıyla antik dünyanın en etkileyici metropollerinden biriydi. Bu videoda, 1. ve 5. yüzyıllar arasındaki Antioch’un ihtişamı @lost_civilizationss ile yeniden canlandırıldı. Roma döneminin kalabalık sokakları, yarışlarla dolu hipodromları, sütunlu caddeleri ve bugün büyük kısmı toprağın altında kalan dev yapılarıyla geçmişe bir yolculuğa çıkıyoruz. Bir zamanlar “Doğu’nun Tacı” olarak anılan bu şehir… Gerçekten de antik dünyanın en büyüleyici merkezlerinden biriydi.

Paylaş:

Antakya'da bulunan İskelet Mozaiği


 2012 yılında Antakya'daki inşaat çalışması sırasında keşfedilen 3 sahneli antik dönem mozaiği hakkında detaylar sunumu:


Paylaş:

Asur Kralı Esarhaddon'un Ninova Veraset Antlaşması



 Asur Kralı Esarhaddon'un Veraset Antlaşması Tableti (Ninova, MÖ 675 civarı)
- Hatay Arkeoloji Müzesi


Esarhaddon’un babası Asur kralı Sanherib öldüğüne çocukları arasında bir iç savaş çıkmış ve bu savaştan Esarhaddon galip gelmiştir. Esarhaddon bu hadisenin tekrarlanmasını istemediği için bir vesaret anlaşması düzenler. Bu anlaşmaya göre Esarhaddon’un ilk oğlu Aşurbanipal Asur krallığının varisi olarak seçilir. Esarhaddon’un diğer oğlu Şamaşumukin ise Babil şehir devletinin varisi olarak seçilir. Bu anlaşmadan 3 sene sonra Esarhaddon vefat eder ve iktidar sorunsuz bir şekilde bir geçiş sürecinden geçer.

İncil Ezra 4:2’de Esarhaddon ismi şu şekilde geçer: “Zerubbabil'in ve boy başlarının yanına vardılar. “Tapınağı sizinle birlikte kuralım” dediler, “Çünkü biz de, sizin gibi Tanrınız'a tapıyoruz; bizi buraya getiren Asur Kralı Esarhaddon'un döneminden bu yana sizin Tanrınız'a kurban sunuyoruz.”

Paylaş:

Bereketli Hilal

Bereketli Hilâl (İngilizce: Fertile Crescent) Orta Doğu'da, Batı ve Ortadoğu uygarlıklarının doğduğu, genellikle "Medeniyetin Beşiği" olarak adlandırılan, Orta Doğu'da Basra Körfezi'nden günümüz güney Irak, Suriye, Levant, Antakya, Lübnan, Ürdün ve kuzey Mısır'a kadar hilal şeklinde kıvrılan bölgedir. Bölge, medeniyetin gelişiminden sorumlu olan Sümerler, Babilliler, Asurlular, Mısırlılar ve Fenikelileri içeren eski Mezopotamya, Mısır ve Levant medeniyetlerinden kaynaklanan dünya kültürüne hayati katkılarıyla uzun zamandır tanınmaktadır.



Bereketli hilal bölgesi tarih boyunca tarımın devam ettiği ve insanların hayatını aktif olarak geçirdiği önemli bir bölgedir. Bilinen en eski kültürün doğduğu Bereketli Hilâl'de en geç M.Ö. 9000 dolaylarında bölgenin yerleşik tarıma ve köy yaşamına geçtiği, hemen ardından da sulu tarımın başladığı bilinmektedir.

Bu bölge verimli toprakları, sulama hizmetleri ve uygun iklim koşullarıyla tarım için ideal bir ortam sunmaktadır. Kışın yağmurlu, yazın kurak geçen Akdeniz iklimi egemenliği olan hilal biçiminde bir alan olarak bilinmektedir.



Bereketli hilal tarım devrimi boyunca; Sümerler, Babil, Asur, Mısır, Fenikeliler, Antik Yunan, Pers ve Roma gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarımın gelişmesi, hayata geçiş, nüfus artışı, ticaretin ve kültürel etkileşimin yenilikleri gibi birçok etken bereketli hilali tetiklemiştir. Ticaretin ve ekonominin büyümesinde de öncülük etmiştir.

Bereketli Hilal florası yüksek oranda kendi kendine tozlaşabilen ama aynı zamanda çapraz tozlaşabilen bitkilerden oluşur. "Kendine yeten" olarak adlandırılan bu bitkiler, üreme için diğer bitkilere bağımlı olmadıklarından bölgenin coğrafi avantajlarından biriydi.

 

Paylaş:

Ara

Popüler Yayınlar

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *